DAF
Renault Trucks
Haber detayı LOGO ALTI 1 (Krone 86)

RÜZGAR ARTIK ARKAMIZDAN ESMİYOR, ÖNÜMÜZDE VE SERT ESİYOR!

RÜZGAR ARTIK ARKAMIZDAN ESMİYOR, ÖNÜMÜZDE VE SERT ESİYOR!
“2008’deki global ekonomik krizin de etkisi ile 2009-2011 yılları arasında strateji değişikliğine gittik. Biz hacimsel değil, katma değeri yüksek, kar marjı kabul edilebilir, herkesin yapamadığı, zor kabul edilen, bu konuda kabiliyet ve tecrübe taşıyan lojistik proje ve hizmetlerine yani özel taşıma hizmetlerine ağırlık vermeye başladık. Bu konuda da çok başarılı sonuçlar almaya başladık.” RÖPORTAJ: ŞENEL ÖZDEMİR / senel.ozdemir@yesillojistikciler.com [caption id="attachment_11499" align="alignright" width="284"] Kıta Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Ataman[/caption] ÖZEL RÖPORTAJwww.yesillojistikciler.com olarak Türkiye lojistik sektörünün önemli oyuncularından ve bu yıl kuruluşunun 20. yılını kutlayan Kıta Logistics’in Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Ataman ile güzel bir röportaj gerçekleştirdik. Kıta Logistics’in çalışma şeklinden, yatırım prensiplerine, sektördeki gidişattan, lojistik üs olmaya kadar varan birçok konuda Kıta Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Ataman’a sorular yönelttik. Ercan Ataman’ın sorularımıza verdiği cevaplar… ONE STOP SHOPPING Kıta Logistics, şu an Türkiye lojistik sektöründe nerede yer alıyor? Biz her yıl büyüyen bir şirketiz.  Türkiye lojistik sektörünün birinci liginde yer alıyoruz. 1995 yılında şirketi kurduğumuzda Türkiye’nin ağırlıklı olarak Batı Avrupa ile özellikle de Almanya ile ticareti yoğundu. Biz de o yıllarda bu hatta faaliyet göstermeye başladık. 1990’lı yılların sonlarında Türkiye’nin ihracatında “uçak kargo”nun çeşitlendirilmesi ve ülke destinasyonlarının artması ile birlikte konteyner hizmetlerini de dahil ederek amaçladığımız lojistikteki “one stop shopping”i yani bütün ihtiyaçları tek elden karşılamaya başladık. PROJE TAŞIMACILIĞI Hangi alanda uzmanlaşmaya gayret ettiniz? Bu yıl kuruluşumuzun 20. yılı. Bu geçen 20 yılı lojistik hizmet yelpazemizi  tamamlamakla geçirdik. Özellikle de taşıma mühendisliği dediğimiz özel ağır taşıma, diğer bir adıyla proje taşımacılığı alanında kendimizi geliştirdik. Bildiğiniz gibi proje taşımacılığı taşımacılıkta en üst noktada kabul ediliyor. GEÇEN YIL 55 MİLYON DOLAR CİRO ELDE ETTİK Ya ciro… Geçen yılki cironuz nedir? Geçen yıl 55 milyon dolar ciro yaptık.  Türkiye’deki büyüme sürecimizi artık iki haneli büyüme ile değil de tek haneli büyümelerle devam ediyoruz. Büyümelerimizi artık niş sektör ya da niş ülkelerde yapıyoruz ve bölgesel anlamda büyümeye yönelik hedefleri olan bir şirketiz. 2 YIL ÖNCE SUUDİ ARABİSTAN’DA YÜZDE 100 TÜRK SERMAYELİ İLK LOJİSTİK FİRMASINI KURDUK Türkiye dışındaki yatırımlarınız neler? Bugün kendi alanımızda yurtdışında farklı noktalarda şubelerimiz var. Suudi Arabistan’da 2 yıl önce yüzde 100 ilk Türk lojistik firmasını biz kurduk. Yani bir Arap ortağımız olmaksızın Suudi Arabistan’da lojistik faaliyetlere başladık.  Türkiye’de kazandığımız tecrübeyle hem Cidde’de, hem de Riyad’da iki istasyonda lojistik hizmetler veriyoruz.  Suudi Arabistan ile birlikte şu anda başka ülkeleri de faaliyete geçiriyoruz. Öte yandan Orta Asya, Orta Doğu ve Avrupa’da sağlıklı anlamda büyümemizi sürdürmeye çalışıyoruz. ÜLKEMİZDE DİNAMİKLER YAVAŞLADI! Neden yurtdışında büyümeyi tercih ettiniz? Kendi ülkemizdeki dinamikler yavaşladı. Bazı nedenleri var. Gönül ister ki Türkiye her yıl yüzde 7-8 büyüsün. Türkiye son 4 yıldır yüzde 3’lerin altında ya da yüzde 3 civarında büyüyor. Tabii ki bu büyüme oranı bizim taşıma hacmimizi ve diğer unsurları etkiliyor. İhracat artmazsa, fabrikalar ve yatırımlar büyümezse lojistik hacmimiz de bunlara bağlı olarak büyümüyor. SEKTÖRDE ATIL KAPASİTE OLUŞTU Kara nakliyesinden yavaş yavaş koptunuz. Neden? Çünkü biz kaliteli büyümeye önem veriyoruz. 2007 yılında sektörde “Herkes TIR kapasitesini büyütsün, filosunu genişletsin Türkiye büyüyecek. Kar marjımız düşüyor ama biz büyümeye son hızla devam edelim” türü bir bakış vardı.  Biz bu tezden vazgeçtik. Türkiye’de birçok sektörde olduğu gibi bu sektörde de maalesef atıl kapasite oluştu. Bir milli servetin, stratejik anlamda yani kısıtlı olan sermayenin doğru yönlendirilememesine neden oldu.  Bunda hem derneklerin kabahati var hem devlet planlamanın kabahati var. Türkiye TIR ve treyler mezarlığına dönüştü. 2008 KRİZİNİN ETKİSİ STRATEJİ DEĞİŞTİRDİ Sizin şu an filonuzda kaç adet araç var? 2009 yılında 125 tane TIR’ımız vardı. Bu bahsettiğim iki yıllık projeksiyonda biz kademeli araç sayımızı düşürdük, çekirdek bir filoya sahip olacağız, gerisini kiralayacağız dedik. Ve biz gerçekten bu süreci tamamladık. Şu anda filomuzu 40 araca indirdik. Yaklaşık 8-10 tane kamyon ve kamyonetle birlikte toplam 50 tane aracımız var. Bir birimimiz daha var, orada yaklaşık 15 aracımız var. Onlar ağır taşıma çekicileri;  8x4 olan 4 dingilli, çok ağır parçaların taşınma ihtiyacı duyulan çok özel güçlü araçlar. Onları zaten Türkiye’de ve çevre ülkelerde ağır taşıma projelerinde kullanıyoruz. Ve siz stratejinizi farklı çizdiniz… Biz 2008’deki global ekonomik krizin de etkisi ile 2009-2011 yılları arasında strateji değişikliğine gittik. Biz hacimsel değil, katma değeri yüksek, kar marjı kabul edilebilir, herkesin yapamadığı, zor kabul edilen, bu konuda kabiliyet ve tecrübe taşıyan lojistik proje ve hizmetlerine, yani özel taşıma hizmetlerine ağırlık vermeye başladık. Bu konuda da çok başarılı sonuçlar aldık. Türkiye’de eskiden yüzde 15-20 arasında büyüyen bir şirkettik. Yine bu çerçevede yüzde 7-8 arasında büyüme gösteriyoruz. Ama yurtdışı ayağımıza bakarsak orada tabii önü açık, lojistikte boşluklar olduğundan dolayı orada iki haneli büyümeler söz konusu. Bu nedenle bölgesel büyümeye odaklandık.   Bu açıdan kendimizi doğru konumlandırdığımızı söyleyebiliyoruz. Son yıllarda Türk lojistik firmaları ya yabancı ortaklıklar yapıyor ya da şirketini yabancı sermayeli şirketlere satıyor. Oysa siz Logwin ile olan ortaklığınızı bitirdiniz. Neden? Logwin, 2001 yılında Türkiye bitiyor, batıyor dendiğinde yabancı şirketlerin Türk şirketleri ucuza satın aldığı bir dönemde biz Türk sermayeli bir şirket olarak Birkart’ın çoğunluk hisselerini satın aldık. Bugünkü adı ile Logwin eski adı ile Birkart olan şirketin hisselerini 2007’de geri satmaya başladık. 2010 yılında son elimizdeki hisseleri de tekrar Logwin’e sattık ve böylece o şirketle bir ticari bağımız kalmadı. Kıta Ulaştırma lojistik sektöründe sağlıklı bir şekilde ve bağımsız olarak yol almaya devam ediyor. Proje taşımacılığı dışında şu an tamamen forwarding hizmeti veriyorsunuz diyebilir miyiz? Biz zaten forwarding şirketiydik.  Şartlar gereği 2002 yılında kendi filomuzu oluşturmak durumunda kaldık. Bizim TIR filosu oluşturma gibi bir amacımız yoktu. Tırcılık ayrı bir meslek. Amerika’da da bu böyle,  Avrupa’da da bu böyle. Forwarding ve lojistik ise ayrı bir potadadır. Çünkü ayrı bir meslek grubu olarak kabul edilir. HAVA KARGODA IATA SIRALAMASINDA 15. SIRADAYIZ Özellikle hava kargo hizmetinde iyi noktadasınız değil mi? Hava kargo hizmetinde geçen yıl IATA (Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği) sıralamasında 15. sıradaydık. Yaklaşık 10 bin yükten fazla hava kargo elleçlemesi gerçekleştirdik. Biz ayrıca Türk Hava Yolları’nın önemli kargo acentaları arasında yer alıyoruz.  Hiçbir nakliyeci aklına ‘ben kargo uçağı alayım, dünyanın her yerine hizmet vereyim’ diye getirmez. Dünyanın hiçbir yerinde bunu yapmaz. Ne yapar? İyi bir tedarikçi anlaşması ile uçak şirketleri ile anlaşır. Tırcılıkta da öyledir ama bizim Türkiye’de bu kargaşalar veya mesleki birtakım çalışmaların birlikte yürümediğinden dolayı Tırcılığı bıraktık. Ama hala çekirdek filomuzu koruyoruz. Çok önemli müşteriler için öncelikle biz kendi araçlarımızı tahsis ediyoruz bir de kendi içimizdeki güvenilir tedarikçilerle alt taşıyıcılarla kontratlı bir şekilde çalışıyoruz. Suudi Arabistan dışında Orta Doğu’da başka hangi ülkelerde faaliyetleriniz bulunuyor? Kuzey Irak’ta varız. Şu an Irak’ta konteyner veya çok ağır proje işleri yapıyoruz. Örneğin şu an bir çimento fabrikası taşıyoruz. Ve bu çerçevede Mersin ve İskenderun limanlarında ağır taşımaya yönelik kendi ekipmanımız var. Bunun için çok büyük yatırımlar yaptık. AMACIMIZ LOJİSTİK SEKTÖRÜNDE TÜRK MİLLİ BİR ŞİRKET OLARAK VAR OLMAK Sözü yine yabancı sermayenin Türk lojistik firmalarına olan ilgisine getirecek olursak sizin yabancı bir firma ile ortaklık yapma durumunuz var mı? Bizim amacımız lojistik sektöründe Türk milli bir şirket olarak var olmak. Türkiye’de lojistik sektöründe çok iyi bir noktaya geldik. Türk lojistik sektöründe birinci ligdeyiz. Bütünlük anlamında büyük bir hipermarket düzeyinde hizmetleri veriyoruz. Bir müşterinin yükünü dünyanın bir noktasından herhangi bir noktasına ulaştırabiliyoruz. Anadolu’nun en ücra köşesine kadar hizmet verebiliyoruz. Sunduğumuz lojistik çözümlerle entegre bir hizmet yapısına sahibiz. Geçen zamanda hem biz Kıta olarak, hem de Türkiye ve lojistik sektörü önemli bir büyüme kaydetti. Bundan 25-30 yıl önce yabancılar geliyor ve Türkiye’nin kaymağını yiyordu. Ve bu hizmetleri ancak biz yapabiliriz iddiasındaydılar. Uzun yıllar Türkiye’de belli bir hakimiyet kurdular. Pazardaki önemli bir payı ellerinde tutuyorlardı. Son 10 yıldır pazarda milli firmaların payının arttığını görüyoruz ve hakimiyet artık Türk firmalarının eline geçti. Öte yandan Bulgaristan, Macaristan, Almanya, Orta Asya’da Türk firmalarının varlığını görüyoruz. Ayrıca Uzak Doğu ve Amerika’da da Türklerin oluşumları görülüyor. Biz de artık şirket olarak o yapıya geldiğimizi rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Bu da aslında sektörümüzün ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. YABANCI SERMAYENİN LOJİSTİK SEKTÖRÜNE İLGİSİ Yabancı bir firma sizi satın almak ya da ortak olmak istese ne yaparsınız? Yabancı firmalar, kabiliyetli ama sermayesi az olduğunu gördüğü Türk şirketlerini satın almayı tercih ediyor. Yani Türk şirketinin gücüne göre satın almayı gerçekleştiriyor. Bu durumla bugün çok sık karşılaşmıyoruz. Bize bugün bir dev gelse biz pazarlıklarımızı herhalde bizi kolay bir satın alma sürecine tabi tutamazlar. Çünkü bizim kendimize ait sermayemiz kabiliyetlerimiz var. Hedeflerimiz var ama tabi ki sermaye darlığı yaşayan bu konuda bu tarz cazip teklifler alan firmalar olduğu zaman bir şekilde evet diyorlar, bu da bir seçenektir. Türkiye’nin önde gelen ve yerli sermaye ile kurulan birçok lojistik şirketinde şu an yabancı sermayenin ortaklıkları var. Az önce Türk şirketlerinin ülke içinde pazar payı arttı derken bu firmaları da mı buna dahil ediyorsunuz? Bu göreceli bir şey.  Türkiye’de yatırım yaptığı takdirde burada artık toprak ve şirket satın aldığına göre artık milli statüde hareket ettiğini söyleyebiliriz. Vergisini verecek kar transferleri ya da başka bir şey yaparsa onu bilemiyorum. Globalleşme sürelerinde büyük sermayeler Türkiye’ye gelip ortaklıkları yapıp Türkiye’deki pazar payını üzerlerine aldıklarını biliyoruz. Ama bizim gördüğümüz başka bir şey var, bu da bizi sevindiriyor. Artık Türk şirketleri kendi kabiliyetlerini oluşturup Türkiye içerisindeki yarışta da artık yol almış durumda. TÜRKİYE OLARAK LOJİSTİK HUB OLMA SÜRECİNE GİRDİ O zaman Türk firmaları lojistik alanında Türkiye’nin coğrafi konum avantajını kullanmaya başladı diyebilir miyiz? Dünyada lojistik üs ya da lojistik master hub nereler? Almanya, Hollanda, Dubai, Singapur, Çin… Türkiye lojistik üs olmaya aday, yani bu kapasiteye sahip.  Peki bu kapasiteyi şu anda kullanıyor mu? Tam anlamıyla kullanamıyor. Ama bunun emareleri var. Türkiye 10 yıl sonra inanıyorum ki master hub seviyesinde olacak. Özellikle yeni havalimanı ile yani uçak kargo alanında İstanbul, bir Münih bir Frankfurt veya bir Los Angeles bir New York olacak. Konteynerde denizyolunda da master hub noktasındayız. İskenderun, Mersin limanlarında özellikle Ortadoğu’ya olan hareketler artıyor. Emareleri var. Tam anlamı ile gerçekleştiriyor muyuz, henüz daha gerçekleştiremiyoruz ama o sürece girdik. Türk lojistik sektörü ve ihracatçısı sürekli yeni pazarlar bulmak zorunda. Bildiğiniz gibi Suriye’de bir iç savaş var. Irak’ta tam barış sağlanmış değil. Ermenistan ile zaten tarihsel bir sorununuz var. Rusya’ya batı ülkelerinin koyduğu ambargo, Yunanistan kendi ekonomik krizi ile uğraşıyor, İran ile git-gelli bir ilişki… Bulgaristan arada bir özellikle uluslararası nakliyeciye arıza çıkartmaya devam ediyor. Şu an Türkiye lojistik açıdan da dış ticaret açısından da bir abluka altında diyebilir miyiz? Bu gözle baktığınız zaman sorunlar var, sıkıntılar var. Bunların hepsi geçici bence.  Sonuçta Suriye’ye de eninde sonunda barış gelecek. Irak’ta da bir normalleşme olacak. İlelebet bu olumsuzlukları yaşamayacağız. Türkiye’nin 3-5 yıl öncesine göre komşuları ile ilişkileri ve ticari aktivitesi çok üst düzeyde değil. Ama artık farkındalık arttı. Lojistik master plan konuşuluyor. Ben 20 yıl önce Türkiye’ye geldiğimde hayret ediyordum.  Liman var, tren bağlantısı yok. Sanayi bölgesi yapılıyor, tren bağlantısı yok. Konteynerler alınıyor,  tıra bindiriliyor, organizeye götürülüyor boş oradan dolu tekrar limana götürülüyor.  Japonya ada ülkesi olarak dünyanın ihracat şampiyonluğunu uzun yıllar elinde tuttu. Çünkü orada lojistik altyapı, endüstri ve sanayi ile birleştirilmiş. Bu durum aynı kapak-tencere gibi… Türkiye’nin de şu anda tenceresi var, kapağı yok. O yüzden lojistik maliyetler daha yüksek. Tren bağlantısı yok, konteynerleri uzun mesafelere TIR ile götürüyorsunuz. 30- 40 yıl önce gelişmiş ülkeler ne yapmış, kafayı kaldırıp oraya baksalardı, bu altyapı sorunlarını biz yaşamamış olacaktık. Bugün bakıyorum,  iktidar artık bir farkındalık, bir duyarlılık gösteriyor ve master plan projeleri konuşuluyor. Gönül isterdi ki bunların hepsi bitmiş olsun, yapılmış olsun. Ama ümit ediyorum ki bir daha bu hatalar yapılmayacak. Türkiye çok hızlı büyüdü bu büyüme sürecinde artık farkındalığın lojistik anlamda da lojistiğin de çok önemli bir şey olduğunu özel sektör artık çok iyi biliyor. Bugünkü devlet otoritesindeki insanlar biliyor. Bugün devlet büyüklerimiz hükümeti oluşturan iktidar partisi ile muhalefeti de bunu artık biliyor. O açıdan ben bu konuda ümitliyim. DOLAR VE EURONUN ARTIŞI LOJİSTİK SEKTÖRÜNÜ NASIL ETKİLİYOR? Güncel bir konu hakkında bir sorum olacak: Doların ve Euro’nun yükselmesi siz lojistikçileri olumsuz etkiliyor mu? Etkiliyor tabi… Niye etkiliyor? Çünkü ithalatçının hammaddesi birdenbire yükseliyor. Ardından oradaki satın alma ve mal hareketleri azalıyor. Daha duyarlı bir stok daha doğrusu eskiden fazla bir stokla çalışırken daha az bir stokla çalışılıyor. Maliyetler arttığından dolayı döngünün süreci 3-5 ay alıyor. Bu 3-5 aylık ara dönem bir sıkışıklığa yol açıyor. Döviz artışının orta ve uzun vadede ihracatımıza yararlı olduğunu düşünüyorum. Lokal maliyetlerimizi düşürdüğünü görüyorum. 3 YILDA 8.5 MİLYON EURO YATIRIM YAPTIK Son olarak yılda ne kadar yatırım gerçekleştiriyorsunuz ve bu yatırımları hangi alanlara yapıyorsunuz? Ağırlıklı olarak ekipman yatırımı yapıyoruz. Son 3 yılda yaklaşık 8.5 milyon Euro ekipman yatırımı yaptık ve ağır taşıma vasıtalarımızı oluşturduk. Biz yatırımlarımızı yaparken çok iyi etüt çalışması yapıyoruz ve yatırımlarımızda çok seçici davranıyoruz. Örneğin Suudi Arabistan’a girişimizin 3. yılı oldu ve oraya 3 yıl içinde 1.5 milyon dolar yatırım yaptık. Suudi Arabistan’da 50 bin dolar ile şirket kuramıyorsunuz. Büyük bir sermaye transfer etmek zorundasınız. Artık rüzgar arkamızdan esmiyor. Yatırım yaparken seçici olmak zorundayız. Eskiden arkanızda bir rüzgar vardı ve sizi bir yerlere götürüyordu. Artık rüzgar arkanızdan esmediği gibi, sert bir şekilde önünüzden esiyor. O yüzden de emin olduğumuz anda yatırım yapıyoruz.

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
yukarı çık