Advert
Advert
GİRİŞİMCİLİK İYİ BİR ŞEYDİR…
Prof. Dr. Okan Tuna

GİRİŞİMCİLİK İYİ BİR ŞEYDİR…

Bu içerik 2108 kez okundu.

Bu köşenin okurları start-up kavramından sıkça bahsettiğimi gayet iyi bilirler.   Start-up, hem büyüme hem de gelişme özelliklerini taşıyan, farklı projelere ve yeni girişimlere verilen bir isim. Küçük işletmelerden temel farkı, tanımdan da anlaşılacağı gibi gelişme özelliği taşıyabilmesi. Yemek Sepeti, Drop Box gibi işletmelerin küçük bir start-up olarak iş hayatına başlamaları ve çok kısa süre içerisinde önemli büyümeler yakalaması buna örnek olarak verilebilir.

ABD’de 1997 ile 2000 yılları arasında yaratılan yeni işlerin neredeyse tamamı beş yaşından ufak start-up’lar tarafından gerçekleştirilmiş. Start-up’lar iş yaratmakla da kalmıyor aynı zamanda dış ticarete de önemli katkılarda bulunuyorlar. Örneğin, ABD’de ihracatın yüzde 30’lık bir kısmı bu tür start-up’lar tarafından gerçekleştirilmekte.

Hal böyle olunca, OECD ülkeleri girişimciliği politika öncelikleri arasına koymuş durumda. Yine aynı şekilde Avrupa Komisyonunun 2020 Aksiyon Planı da girişimcilerin ortaya çıkması ve gelişmesi için daha destekleyici bir ortamın yaratılması konusunda önemli öncelikler içermekte. Bu faaliyetler, doğal olarak Start-Up Ekosistemlerinin oluşmasına neden oluyor. Compass tarafından hazırlanan 2015 Start-Up Ekosistem sıralamasına göre dünyada ilk beş sırada yer alan bölgeler şunlar; Silikon Vadisi, New York Şehri, Los Angeles, Boston ve Tel Aviv. Bu bölgelerin en temel özelliği, işletmelerin bir etkileşim içerisinde olması ve büyüme ihtiyaçlarını karşılamakta ihtiyaç duydukları kaynaklara (pazarlama desteği, fonlama, networking v.b.) kolaylıkla ulaşabilmesi. Türkiye’nin bu sıralamanın ilk yirmisinde herhangi bir bölgesi bulunmamakta. Ancak, Küresel Girişimcilik İndeksinin 2017 verilerine göre, Türkiye 137 ülke içerisinde girişimcilik ekosistemi sağlığı bağlamında 36. sırada yer almakta.

Girişimcilik dünyanın birçok ülkesinde pozitif algılaması olan bir kavram aynı zamanda. 2015-2016 Küresel Girişimcilik Raporu kapsamında 60 ülkede aynı anda yapılan bir çalışma sonucunda, çalışan bireylerin % 68’inin girişimciliği yüksek statülü bir iş olarak algıladığı da tespit edilmiş.

Ancak, girişimciliğin kadınlara ihtiyacı var. Tüm dünyada, kadınların bu konuda geride kaldığı konusunda somut gözlemler bulunmakta. Aynı durum, Türkiye için de geçerli. 2015 Kadın Girişimcilik İndeksi sonuçlarına göre, 0 ile 100 arası yapılan bir skorlama yöntemi kapsamında, Türkiye’nin notu 50’nin altında. Ünlü danışmanlık firması, McKinsey’in yaptığı bir çalışmaya göre de, girişimcilikte kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ile birlikte küresel Gayri Safi Milli Hâsılaya 12 trilyon dolar gibi bir katkının yapılabileceği öngörülmekte.

Bir önceki yazım, 2016 yılının son yazısı idi. O yazımı şöyle tamamlamıştım; “2017 yılının ilk yazısı o yıla ilişkin tahminlerim üzerine olacak. Bakalım becerebilecek miyim?”

Bu sorunun cevabını ise yukarıda vermeye çalıştım aslında. 2017 yılında, özellikle Türkiye’de girişimciliği katlanarak artacağı ve bir meslek olarak daha da çok önemseneceği. Bu bir iyi niyet mi yoksa doğru bir tahmin mi? Yılın sonunda hep birlikte değerlendiririz.

Bu arada, bu yazıda kullandığım birçok örneği;  http://ttaturkey.org/20/n/new-report-entrepreneurship--technology-commercialization-report-2016-global-trends-and-specific-look-at-turkey sayfasında bulunan rapordan aldım. Meraklısına duyurulur.

Prof. Dr. Okan TUNA

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Seç Turizm 4 adet Tourismo teslim aldı, filosundaki otobüs sayısını 53’e yükseltti
Seç Turizm 4 adet Tourismo teslim aldı, filosundaki otobüs sayısını 53’e yükseltti
“Lojistik işletmeleri yönetim sistemlerini kuramazsa süreçleri eksik kalacaktır”
“Lojistik işletmeleri yönetim sistemlerini kuramazsa süreçleri eksik kalacaktır”