Gıda Tedarik Zincirleri ve Sürdürülebilirlik Kaynaklı Riskler

Aysu GÖÇER – Okan TUNA

Küresel ortamda rekabetçi üstünlüğün ve varlıklarını sürdürebilme mücadelesinin sağlanması için harcanan çabalar, tedarik zincirlerini çevreleyen muazzam karmaşa ve belirsizlik ile artarak tetiklenmektedir. Özellikle, sosyal, çevresel ve etiksel birtakım problemler sonucu yaşanan büyük kayıplar, rekabetçiliğin sağlanması için sürdürülebilirliğin her üç boyutunda da (çevresel, sosyal, ekonomik) oluşan risklerin önlenmesi konusunu gündeme getirmiştir. Biz de akademisyen kimliğimiz ile bu kapsamda belirlediğimiz araştırma soruları ile benim danışmanlığımda İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Aysu Göçer’in doktora tezini “Değer Zincirlerinde Sürdürülebilirlik Yönlü Risk Yönetimi: Yiyecek Tedarik Zincirleri için Kavramsal bir Model” başlığında tamamladık. Doktora tezi sonrası araştırmamızı uluslararası boyuta taşıyarak Prof. Dr. Stanley E. Fawcett’in katkıları ile uluslararası bir makaleye dönüştürdük. Sektörün ve akademinin sürdürülebilirlik ve ilgili riskler kapsamında yaptığı çalışmaların yeterli olmadığını gördük. Bu makalede, gıda sektöründe sürdürülebilirlik ile bağlantılı riskleri uygulamalı olarak ortaya çıkardık, gruplandırdık ve bu risklerin nasıl etkileşim içinde olarak maliyetleri arttırdığını ve tüm risklerin yönetimini zorlaştırarak ortadan kalkmasını engellediğini inceledik. İlginç tespitler ve sonuçlar ortaya çıktı. Sonuçların çok kısa bir bölümünü sizinle paylaşıyoruz. Ama makalenin sonunda, makalenin tamamına ulaşabileceğiniz link bulunmakta.

İşletmeler, sürdürülebilirlik programlarının sürekliliğinin sağlanması için uzun vadede bu programların karlılık getirmesinin gerekliliği konusunda hemfikirler. Ancak, mevcut sürdürülebilirlik uygulamaları tedarik zincirlerinin risklerini arttırmakta ve bu da maliyetleri arttırarak firmaların gelirlerini tehdit etmekte. Yüksek maliyet-düşük gelir oluşması durumu ise hem karlılığı hem de sürdürülebilirlik programlarının uygulanabilirliğini olumsuz etkilemekte.

Global Sürdürülebilirlik Skandalları

Ancak, tedarik zincirlerindeki sürdürülebilirlik konusundaki aksamaların işletmelere önemli etkileri olduğu da unutulmamalı. Örneğin, IKEA Gıda’nın 2013 yılındaki at eti skandalı işletmenin donmuş hamburger satışlarında C, donmuş et satışlarında ise ’lük bir düşüşe neden olmuş. 2014 yılında KFC’nin Çin’deki çalışanların kusurlu ve raf ömrü bitmiş et kullanması nedeniyle satışların düştüğü tespit edilmiş. Bu olayın sonucunda da işletmenin önemli tedarikçilerinden Husi Food iflas etmiş. Diğer bir örnek de Mc Donalds Japonya’dan. Ürünlerde yabancı maddelerin bulunması nedeniyle, 6.7 milyar Yen gibi bir zarar ile karşı karşıya kalınmış.

Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkün ama bütün bu örnekler, risk etkenlerinin sürdürülebilirlik kapsamında araştırılması ve açıklanması gerekliliğini ortaya koymakta. İşte bizler de, bu araştırma kapsamında; Türkiye’de Gıda sektöründe gerçekleştirilen vaka analizi yöntemi ile beş farklı hayvansal ürünün tedarik zincirinden seçilen örneklem üzerinden 32 firmada gözlemler yapıp, 10’u tüketici 41 kişi ile yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirdik, risk etkenleri sürdürülebilirlik kapsamında belirledik ve içerik analizi uyguladık.  

Sürdürülebilirlik ve risk etkileşiminin analizi sonucu beş farklı boyut ortaya çıkarılmıştır; davranışsal, fırsatçılık, örgütsel rutinler, güvenlik ve izlenebilirlik rutinleri ve sistem tasarımı. Bu risk kategorileri arasındaki etkileşimin olumsuz etkisinin gıda sektöründeki sürdürülebilirlik girişimlerini tehdit ettiği analizler sonucu tespit edilmiştir. Çalışmanın kavramsal modeli şemalandırılmış ve risk etkenlerinin göreceli önemi, farklı sürdürülebilirlik boyutlarına bütünleşik bir yaklaşım geliştirebilmek için, ekonomik, çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik ile ilgili tehlikelere olan etkileri açısından önceliklendirilerek değerlendirilmiştir.   

Sürdürülebilirlik İçin Davranışsal Risk Etkenlerini Kontrol Gerekli

Çalışmanın sonucunda, gıda tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik ile ilgili risklerin yönetimi için davranışsal risk etkenlerinin, özellikle bilinç etkeni açısından, tüm ilgili üyeler arasında ivedi olarak önlenmesinin gerekliliği ortaya koyulmuştur. Davranışsal risklerin her alana yayılan zarar verici etkisi açığa çıkmış, diğer risklere neden olduğu ve hatta şiddetlendirdiği ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca davranışsal risklerin etkisinin genelde göz ardı edildiği, ancak, bu tarz riskleri yönetmenin tüm tedarik zinciri risklerinin olumsuz etkilerinin azaltılmasını sağlayacağı ortaya çıkarılmıştır.

Bu çalışma, akademisyenlerin risk ile ilgili sürdürülebilirlik konularına farklı kuramsal bakış açısı geliştirmelerine olanak tanıyacak ve uygulamacıların tedarik zinciri risk yönetim stratejilerine sürdürülebilirlik çerçevesi geliştirebilmelerinde bir yol gösterecektir. Eğer makalenin tümüne erişmek isterseniz https://www.mdpi.com/2071-1050/10/8/2716 linkine tıklamanız yeterli.

Yazarın Diğer Yazıları

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code
Yorum Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık