“Yeşil Lojistik projeleri bizim için önemli bir kriter”

“Yeşil Lojistik projeleri bizim için önemli bir kriter”

“Büyüklüğümüz bizi operasyonlarımızı sürdürülebilir bir şekilde yürütmeye; ölçeklenebilir ve sürdürülebilir inovasyonlarla işimizi büyüt­meye itiyor

“Büyüklüğümüz bizi operasyonlarımızı sürdürülebilir bir şekilde yürütmeye; ölçeklenebilir ve sürdürülebilir inovasyonlarla işimizi büyüt­meye itiyor. Programımız uzun vadeli çevresel vizyonumuzdan ilham alıyor” diyen P&G Türkiye/Kafkasya Lojistik Operasyonları Direktörü Burak Akkiriş, birlikte çalıştıkları lojistik firmalarının Yeşil Lojistik konusundaki projelerinin kendileri için önemli bir kriter olduğunu söylüyor. [caption id="attachment_3191" align="alignleft" width="300"] P&G Türkiye/Kafkasya Lojistik Operasyonları Direktörü Burak Akkiriş[/caption]ÖZEL HABER - Dünyanın 80’den fazla ülkesinde faaliyet gösteren P&G, günde 4 milyar kez tüketicilerle buluşuyor. 1837 yılında kurulan ve dünyanın önde gelen birçok tüketim ürününü çatısı altında toplayan P&G, Türkiye’de ise 1987 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. Sürdürülebilirlik konusunda önemli çalışmalar yapan ve bu konuya çok büyük önem veren P&G, dünyada “bugün ve gelecek nesiller için dünya tüketicilerinin yaşamlarını iyileştirecek yüksek kalite ve değerde markalı ürünler ve hizmetler sunmak” amacıyla tüketim ürünleri sektöründe faaliyette bulunuyor. Peki P&G için sürdürülebilirlik, çevrecilik, Yeşil Lojistik ne kadar önemli? P&G’nin Yeşil Lojistik ile ilgili olmazsa olmazları neler, çalıştıkları ve kendileri ile çalışmak isteyen lojistik firmalarından ne gibi özelliklere sahip olmalarını istiyorlar? Tüm bu soruların cevaplarını P&G Türkiye/Kafkasya Lojistik Operasyonları Direktörü Burak Akkiriş’e sorduk. İşte Burak Akkiriş’in www.yesillojistikciler.com’un sorularına verdiği cevaplar…“TÜRKİYE’DE 20 MARKA İLE HIZLI TÜKETİM ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDE LİDERİZ”P&G ne kadar zamandır ve hangi sektörlere yönelik ürünleri  ile Türkiye pazarında yer alıyor? P&G, dünyada “bugün ve gelecek nesiller için dünya tüketicilerinin yaşamlarını iyileştirecek yüksek kalite ve değerde markalı ürünler ve hizmetler sunmak” amacıyla tüketim ürünleri sektöründe faaliyette bulunuyor. Kurulduğu 1837 yılından beri tüketicilerin günlük yaşamlarını iyileştirmek için çalışan P&G, marka ve hizmetleriyle zengin ve köklü bir miras yarattı. P&G olarak bugüne kadar edindiğimiz deneyim ve altına imza attığımız işlerle dünyada ve Türkiye’de hızlı tüketim ürünleri sektöründe lider şirketler arasına girdik. 1987’den beri Türkiye’de öncü bir rol üstlendik. P&G Türkiye, bugün 20 markası ile (Ace, Alo, Ariel, Aussie, Blendax, Braun, Duracell, Fairy, Gillette, Head & Shoulders, İpana, Koleston, Max Factor, Olay, Oral-B, Orkid, Pantene, Prima, Rejoice ve Wella Professional) hızlı tüketim ürünleri sektörünün liderleri arasında yer alıyor. Türkiye’nin en büyük temizlik, ev bakım, kadın hijyen ürünleri ile bebek bakım ürünleri üreticileri arasında yer alan ve güzellik ve kişisel bakım kategorisindeki ürünleriyle tüketicilerle buluşan P&G, bugün en az 1 markasıyla Türkiye’deki hanelerin yüzde 95’ine ulaşıyor. P&G’nin Türkiye’deki üretiminin yüzde 25’i  Kafkasya, Orta Asya Cumhuriyetleri, Ortadoğu ve Balkanlar gibi yakın pazarlar ve Nijerya, Pakistan gibi Asya ve Afrika ülkeleri dahil 20’nin üzerinde ülkeye ihraç ediliyor.“PROGRAMIMIZ UZUN VADELİ ÇEVRESEL VİZYONUMUZDAN İLHAM ALIYOR”P&G için sürdürülebilirlik ne kadar önemli?27 yıldır global vizyonu doğrultusunda sürdürülebilirlik çalışmalarının her aşamasına katkıda bulunuyoruz. 2013 yılında 2012-2013 Sürdürülebilirlik Raporu’muzu yayınladık. Sürdürülebilirlik raporunda 2020 hedeflerimize ilişkin sergilediğimiz gelişim ayrıntılarıyla anlatılıyor. Sürdürülebilirlik çabalarımız en kayda değer, en anlamlı etkiyi yapacak konulara odaklanıyor. Odak alanlarımız olan “Ürünler, Operasyonlar ve Sosyal Sorumluluk” konularında çalışanlarımız ve paydaşlarımızın desteğiyle gelişmeye devam ediyoruz. Büyüklüğümüz bizi operasyonlarımızı sürdürülebilir bir şekilde yürütmeye; ölçeklenebilir ve sürdürülebilir inovasyonlarla işimizi büyüt­meye itiyor. Programımız uzun vadeli çevresel vizyonumuzdan ilham alıyor.“ŞEKERPINAR TESİSİMİZDE ENERJİ TÜKETİMİNİ YÜZDE 37 VE KARBON SALIMINI YÜZDE 48 ORANINDA AZALTTIK”Üretim sürecinde uyguladığınız çevrecilik ile ilgili kriterleriniz neler?Sürdürülebilir politikalar kapsamında çevreye duyarlı ürünler üretmek, üretim yaparken tükettiğimiz kaynakları en aza indirmek ve nihai ürün nakliyatı sırasında karbondioksit salımını minimuma düşürmek için çalışıyoruz. Son 5 yılda Gebze ve Şekerpınar üretim tesislerimizde toplamda enerji tüketimini yüzde 37 ve karbon salımını yüzde 48 oranında azalttık. Yıllık bazda enerji verimliliği projeleri ile de elektrik ve yakıt tüketimini azaltıyoruz. 2005 yılında fueloil’den doğalgaza geçiş ile sera gazı başta olmak üzere hava emisyonlarında önemli azalmalar sağladık. Öte yandan elektrik konusunda kapsamlı bir proje yaparak tüm ampullerimizi tasarruflu ampul olarak değiştirdik. Buna ek olarak dağıtım merkezinde verimlilik odaklı elektrik kullanım prosesiyle beraber gereksiz elektrik kullanımını asgari düzeye indirdik ve toplam olarak yüzde 10 elektrik tasarrufu gerçekleştirdik.“NAKLİYE VE DEPOLAMALARDA PAKETLERİN YÜZDE 20 ORANINDA DAHA AZ YER KAPLAMASINI VE PAKETLEME HATTININ HIZLANMASINI SAĞLADIK”Türkiye’de gerçekleştirilen ve tüm bölgeye örnek teşkil eden bir diğer sürdürülebilirlik uygulaması ise ambalajlama sürecinde hayata geçirilen sistematik yaklaşım oldu. Ariel, Alo ve Ace markalarının sevkiyatı esnasında kullanılan dış ambalajlamada yapılan yenilik ile karton nakliye kolileri yerine vakumlu plastik ambalajlar kullanılmaya başlandı. Deterjan paketlerinde kullanılan büyük, vakumlu, polietilen ve geri dönüşümlü torbalar yüzde 80 daha az ambalaj malzemesi gerektiriyor. Bu uygulamayla nakliye ve depolamalarda paketlerin yüzde 20 oranında daha az yer kaplaması, paketleme hattının hızlanması da sağlandı. Ayrıca,  stok yönetimini kolaylaştıran ve raf alanını maksimuma çıkaran bu uygulamalar sayesinde aynı alanda daha fazla stok tutulabilmekte, bu da ekonomik verimlilik sağlanıyor. Bu uygulama ile P&G 2009 yılında DuPont “Ambalajlamada Yenilikçilik” ödülüne layık görüldü.“NAKLİYE AĞIMIZI AĞIRLIKLI OLARAK RAYLI SİSTEM VE DENİZ ULAŞIMI ÜZERİNE KURUYORUZ” Tedarik Zinciri Yönetiminde uyguladığınız Yeşil Lojistik ve sürdürülebilirlik politikaları neler? Operasyonel süreçlerimizin en önemli ayaklarından birini de nihai ürün nakliyatı oluşturuyor. Avrupa içi ithalatlarımızda karbon emisyonunu azaltmak için nakliye ağımızı ağırlıklı olarak raylı sistem ve deniz ulaşımı üzerine kuruyoruz. Avrupa içi kara taşımaları ve limandan antrepoya olan teslimatlar en az karbon üreten, çevre dostu Euro 5 motorlara sahip araçlarla yapılıyor. Fabrikadan alınan ürünler, bölgesel toplama merkezlerinde başka üreticilere ait ürünlerle transfer ediliyor, böylece ürünlerin taşınması esnasında da verimlilik artışı ve tasarruf sağlanıyor. Kara nakliyesi en düşük seviyede tutularak, en yakın tren istasyonu ve limana ürünler transfer edilip ana ithalat yolculuğuna çıkıyor.Lojistik operasyonları tedarik zincirimizin önemli bir parçası. 2020 yılına kadar  karayolu nakliyesini yüzde 20 (birim hacim başına kilometre olarak) oranında azaltma hedefimiz nedeniyle, sürdürülebilirlik çabalarımızın da önemli bir odak noktası. Ayrıca nakliye fiyatı, güzergahı, şekli ve yönteminde değişiklikler yaparak lojistik faaliyetlerimizi optimize ediyoruz. Daha etkin nakliye, çevre profilinde iyileşme anlamına gelir. Yükleme ve boşaltmadaki gecikmeler ve yüksüz dönüş (boş kamyon) gibi verim düşüşlerini ortadan kaldırmaya da odaklanmış bulunuyoruz.[caption id="attachment_3194" align="alignright" width="300"] Burak Akkiriş[/caption]P&G Türkiye olarak lojistik operasyonlarımızda yürüttüğümüz en önemli projelerden biri de bitmiş ürün nakliyesinde kullanılan araçların doluluğunu artırmak. Bu sayede toplam sevkiyat sayısını azaltmayı ve iş ortaklarımızın karbon ayak izi ve karbon salımını asgari düzeye indirmesini sağlamayı hedefliyoruz. Bu kapsamda 2009’dan itibaren araç doluluk oranını yüzde 30 oranında arttırdık ve bu sayede yıllık olarak 5 binden fazla sevkiyatı ve dolayısıyla sevkiyatların yol açtığı karbon salımını engellemiş olduk.  Ayrıca iş ortaklarımızın karbon ayak izi ve karbon salımını azaltmaları, enerji ve su kaynaklarını tasarruflu kullanmaları ve atık yönetimi konusunda dikkatli davranmaları konusunda teşvik edici ve bilinçlendirici programlar uyguluyoruz.“10 YILDAN ESKİ ARAÇLARI KESİNLİKLE KULLANMIYORUZ!”P&G’nin Yeşil Lojistik ile ilgili olmazsa olmazları var mı? P&G olarak iş ortaklarımızın Yeşil Lojistik ile ilgili projelerini yakından takip ederken mevcut operasyonlarımızda da uyguladığımız bazı kurallarımız var. Nakliye operasyonlarımızda 10 yıldan daha eski araçları kesinlikle kullanmıyoruz ve bu sayede yeni teknoloji kullanan ve karbon salınımını azaltan araçlara destek oluyoruz. Buna ek olarak depolama operasyonlarımızda hiçbir şekilde enerji ve su israfına taviz vermiyoruz. Maliyeti ne olursa olsun bu tür konularda direkt olarak israfın engellenmesine yönelik proje oluşturup en kısa sürede gerçekleşmesi için çaba gösteriyoruz.[caption id="attachment_3195" align="alignleft" width="300"] P&G birçok sosyal sorumluluk projelerine de imza atıyor.[/caption]ÖNEMLİ KRİTER! Çalıştığınız ya da sizle çalışmak isteyen lojistik firmalarında hangi kriterleri arıyorsunuz?Bizimle çalışan lojistik firmalarının Yeşil Lojistik konusundaki projeleri bizim için önemli bir kriter. İyi servis, maliyet ve kapabiliteye ek olarak sürdürülebilir çözümler sunan firmalar diğerlerine göre öne çıkıyorlar. Özellikle nakliye alanında Yeşil Lojistik projeleri yaratan ve bu projelerine bizi de entegre edebilen firmalar bizim için büyük önem taşıyor.“LOJİSTİK SEKTÖRÜNDE İSTENİLEN SEVİYEYE ULAŞMIŞ DEĞİLİZ”[caption id="attachment_3196" align="alignright" width="300"] P&G olimpiyatlarda ve diğer birçok spor organizasyonuna destek veriyor.[/caption]Türkiye’deki taşımacılık ve lojistik firmaları sizce Yeşil Lojistik konusunda yeterli düzeyde mi? Eğer değilse neler yapmalılar?Bugünkü konjonktürde bir kaç istisna dışında henüz lojistik sektöründe istenilen seviyeye ulaşmış değiliz. Bu konuda öncelikle sektördeki bilincin artırılması gerektiğini düşünüyorum. Aynı şekilde talep yaratan lojistik müşterilerinin de bu konuda gerekli bilincin artması yolunda aksiyon alması gerekiyor.